Meydan Yazarı'ndan Gülben Ergen'e "yanlış zaman" çıkışı

Meydan Gazetesi Magazin Yazarı Sema Denker, bugünkü köşe yazısında üvey annelerinden şiddet gören Kayseri'deki çocukların yanına giden Gülben Ergen'i kaleme aldı. Ergen'in yaptığı ziyareti değerlendiren yazıda Ergen'in davranışı ele alındı.

İŞTE O YAZI:

Gülben Ergen, üvey anne zulmü gören kardeşleri Kayseri'de ziyaret etti. Sessiz sedasız yaptığı bu ziyaretin bir fotoğrafını da Instagramı’nda paylaştı. Sonrasında ise ortaya şu durum çıktı: Kimileri onu "ayakta" alkışladı, kimileri de her zaman olduğu gibi "reklam" yapmakla suçladı... Şimdi konu Gülben olunca, büyük bir çoğunluğun aklına neden, "reklam" ya da "samimi değil" düşünceleri geliyor? Belki bu durum Gülben'in "umurunda" değil ama, bir durup düşünmekte fayda var.

Gülben, gerek Soma'ya yaptığı ziyaretini, gerekse Kayseri ziyaretini tabii ki annelik, kadınlık, insani duygularıyla yaptı. Bunun aksini düşünmüyorum. Hepimizin içini parçalayan olaylar karşısında manevi desteğini göstermesi ayakta alkışlanacak bir durum. Ancak Gülben'in tek hatası zamanlama.. Yanlış olan, her şeyi çok sıcağı sıcağınayken yapması. İşte bu yüzden bazı insanlara inandırıcı, sahici, samimi gelmiyor. Hadi gittin... Bunu sosyal medyandan hemen paylaşma... Orada olduğun zaten fısıltı gazetesi sayesinde sosyal medyaya ya da gazetelere girecek.

İletişim çağında artık hiçbir şey gizli kalmıyor, biliyorsunuz. Herkesin, her şeyden anında haberi oluyor. Ama bu, senin aracılığın ile olmasın. Bırak, başkaları söylesin, duyup da yazsın, paylaşsın. Bu daha kıymetli, daha değerli olur. Sonra koy fotoğrafını, sonra yaz yazını... Ya da aradan zaman geçsin öyle yap paylaşımını... "10 gün önce gidip kokladım yavruları" de... Her şeyden önemlisi ortalık biraz sakinleşince git Kayseri'ye... O çocukların psikolojisini hepimiz çok iyi tahmin edebiliyoruz. Şimdi işi, uzmanlarına bırakmak gerek. Psikolojisi açısından aşırı ilgi de iyi değil. Bu, başka bir şok çocuklar için... Pedagog değilim. Sadece annelik duygularımdan yola çıkarak yazıyorum. Gülben de bir anne ve bunu öngörmesi gerekirdi. Üzüntüsüne yenik düştü galiba...

SICAĞI SICAĞINA YAPILAN ANLAŞILMAZ

Şimdi bunu sadece Gülben için söylemiyorum... Bakın Soma faciası olduğu zaman herkes oradaydı. Şimdi unutuldu gitti. Kaç kişi gidiyor Soma'ya, kaç kişi maddi-manevi yardımlarını sürdürüyor?

Benim bildiğim, yok gibi. Böyle olmuyor işte... "İyilik yapmak", "manevi destekte bulunmak" bu değildir. Ortalık toz dumanken bunları yapmanın hiçbir anlamı yoktur. Herkes acısının derdindedir. Kimse o an yapılanı anlayamaz... Ama sonrası çok daha önemlidir. Önünü göremeyen o insanların, asıl o zaman maneviyata ihtiyacı vardır. Benimki sadece dostane bir düşünce işte.

Saygı duyulur ya da duyulmaz. Ama Gülben'in sevincine, heyecanına, üzüntüsüne yenik düşmemesi gerek. Harekete geçmeden, bir durup soluklanması lazım. "Kim ne düşünürse düşünsün umurumda değil" diyorsa, tabii kendi bileceği, kendi seçimi. Ancak herkesin dilinde olan "samimi değil" yaftasının sebebi, yukarıda yazdıklarımdan dolayıdır. Bilmesini isterim ki, biliyordur da... Ama uygulamada bir sıkıntı var. Bunu da Gülben çözümleyecektir... 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.