CHP'lİ İnce'den flaş ifadeler: "Bu korku düzeninden bıktım"

Nil SOYSAL / SÖZCÜ

CHP yönetimini sert bir dille eleştiren Genel Başkan adayı İnce, “İnsanlar artık bize güvenmiyor” dedi ve ekledi: Recep Tayyip Erdoğan kafası CHP’de asla iş yapmaz. Partide değişim şart ama başkalaşma değil

CHP Genel Başkanlığı’na aday olduğu 5 Eylül 2014 kurultayında Kılıçdaroğlu karşısında 415 oy alan Yalova Milletvekili Muharrem İnce, şimdi yeniden aday. Hem iddialı, hem temkinli… İddiası; CHP’de beklenen değişimi gerçekleştirerek, partiyi iktidara taşımak. Temkinli olduğu konu ise; Türkiye’nin geçmekte olduğu bu hassas ve sıkıntılı süreçte, kurultaydaki başkanlık yarışının partiye zarar vermemesi. Aslında sonuç ne olursa olsun Muharrem İnce muhalefetin sivri dilli ismi olmayı sürdürecek…

“DALGA GEÇTİLER”

- 1 Kasım’da sandıktan çıkan sonuç AKP’de bile sürpriz olarak yorumlandı. Seçmenin bu yöndeki iradesini siz nasıl değerlendirdiniz?
7 Haziran’dan sonra Cumhuriyetçilere, AKP’ye muhalif olanlara bir umut ışığı doğdu. “AKP tek başına iktidarı yakalayamadı, Meclis Başkanlığı seçimleri var ve muhalefetin sayısı da bunu seçmeye yetiyor” dediler. Yasamanın başındaki üç erkten biri olan Meclis Başkanı’nı muhalefetin seçmesi için insanlar çok beklediler. Bu olmadı. Sonra RTÜK seçiminde de aynı şey oldu. HDP kendisini PKK’dan soyutlayamadı. PKK’ya yönelik bir kınama yapamadı ve Türkiye’de ilk defa kontrollü bir terör oldu! İşte bu ortamda MHP her şeye “Hayır” diyen bir parti, HDP kendini PKK’dan sıyıramayan bir parti, CHP de AKP ile koalisyona hazır bir parti görünümü verdi. Oysa bizim 7 Haziran öncesindeki sloganımız; “Oy verin gitsinler”di. 8 Haziran sabahı ne oldu da birdenbire biz bunlarla ortaklık kurmaya çalıştık? 35 gün süren görüşmeler oldu. Sonunda Ömer Çelik dalga geçer gibi; “Biz istikşafi yaptık” dedi. Resmen kafa yaptılar! Bu ortam insanların zihninde şöyle gelişti; “AKP’siz hiçbir seçenek yok” dediler ve ortaya bu sonuç çıktı.


CHP’li İnce, Nil Soysal’ın sorularını cevapladı.

“KIYAMETİ KOPARMALIYDIK!”

- MHP “Hayırcı”, CHP ise “uzlaşmacı” olduğu için mi kaybetti?

Beni ilgilendirmiyor MHP’nin tavrı. Ya da HDP’nin tavrı. Beni CHP’nin tavrı ilgilendiriyor. Biz o 35 günü hiç konuşmadık. “Aman partimiz yara almasın”, “Aman görüşmecilerin eli güçlü olsun” diye sustuk. Bize o 35 günün sonunda koalisyon önermediler ki. Seçim hükümeti önerdiler. Eğer o koalisyon görüşmeleri olmasaydı, biz zaten kurultayı konuşacaktık. Kurultayı konuşmayalım diye koalisyon görüşmelerini bilerek uzattılar! Diğer konu; Cumhurbaşkanı bizim genel başkanımıza hükümeti kurma görevini vermedi. Kıyameti koparmalıydık! Gök kubbeyi başlarına yıkmalıydık! Bu konuda da partimizin yöneticilerinden hiçbir tepki gelmedi.

- Ve şimdi 5 Eylül 2014’teki kurultaydan sonra siz yeniden CHP genel başkanlığına adaysınız…

Burada bir düzeltme yapayım. Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultaylarında genel başkanlığa aday olunmaz. Aday gösterilir. Yeterli sayıdaki kurultay delegesinin imzasıyla olur bu. Bana; “Bu imzayı sen bulabilir misin” diye sorarsanız, bulurum. Gördüğüm o. Ama buna karşılık, ‘600 küsur imzayı toplasanız da ben olağanüstü kurultayı toplamam’ ne demektir, esas buna bakmak lazım. Partinin tüzüğü ne diyor; yarı artı bir imza toplanırsa, olağanüstü kurultayı toplamaya mecbursun. Recep Tayyip Erdoğan kafası CHP’de iş yapmaz.

- Ancak 5 Eylül 2014’teki kurultayın öne çekilmesini eleştiren ve “sıkıştırılmış kurultay” diyen sizdiniz. İşler değişti mi?

Hemen açıklayayım; birincisi hukuksuzluklar sürdüğü için istiyorum. Örneğin; seçime 15 gün kala bir ilde kurultay delegelerini değiştirmek için il kongresi yapıyorlar. Delegeler bizden mi, değil mi emin değiller ve bunu anlamak için kongre kararı alıyorlar. Soruyorum ben şimdi size; seçime 15 gün kala bir partinin derdi il kongresi yapmak mı olmalıdır, yoksa seçimde bir oy fazla almak mı olmalıdır? İkincisi; bir ilimizdeki kurultay delegesine; “Bana imza vermeni istiyorum” dedim. “Benden imza isteme!” dedi. “Neden” dedim. “Belediye başkanı beni işten atar” dedi. İşte ben bu yapıdan, bu korku imparatorluğundan bıktım. İnsanların ekmeğiyle oynayan bir CHP olamaz. Pek çok ilde masa başında oturup delege yazıyorlar şu anda. Bu ne demek; “Ben delegeleri seçeyim, delegeler beni seçsin. Yüzde 25 ile mutlu mesut yaşayalım!” Ben bu ayak oyunlarının olduğu yapıyı benimsemiyorum. Onun için sıkıştırıyorum. Bu korku düzenini yıkmak için kurultay istiyorum. Yoksa adil bir süreç olsa hiç itirazım olmaz.


Kendisini CHP’nin yeni yüzü olarak gördüğünü söyleyen Muharrem İnce, “İddiaları olan, risk alabilen biriyim” dedi.

“CHP’DE %25’LİK OY TUZAĞI”

- Bir önceki kurultayda iddianız; “Sokak Muharrem İnce diyor” şeklindeydi. Peki bugünkü iddianız nedir?

Türkiye’nin istediğiniz vilayetine, köşe başlarına sandık koyun, vatandaşlar oy kullansa ben açık ara alırım. O nedenle kurultay delegelerimizin de vicdanlarıyla hareket etmelerini istiyorum. Dünyanın her yerinde yenilikler değiştirmiştir partilerin ve ülkelerin geleceğini. Bakın; ekonomilerde bir 10 bin dolar tuzağı vardır. Türkiye 10 bin dolar tuzağına takılmış bir ülkedir. Böyle devam ederse bu daha da aşağı düşecektir. CHP de orta oy tuzağına yakalanmıştır. Yüzde 25’lik oy tuzağıdır bu da. Bunu yenmenin yolu yeni kadrolar, yeni söylemlerdir. Yenilikten bahsederken değişmeyi kastediyorum, başkalaşmayı değil. Çünkü başkalaşmak başka bir şeydir, gelişmek değişmek başka bir şeydir.

- Peki sizin genel başkanlığındaki bir CHP’de ilk ne değişir?

Örneğin toplumsal muhalefeti örgütleyebiliriz. Türkiye’de bir büyük uzlaşmayı sağlayabiliriz. Risk alabiliriz. Olağanüstü koşulları daha doğru yönetebiliriz. Bölgemizde barışın güvencesi olabiliriz. Çoğunluk değil, çoğulculuğu esas alabiliriz. Ben diyorum ki; büyük isimlere ihtiyacımız yok, büyük davaya inanmış, yürekli insanlara ihtiyacımız var. Biz inandırıcı olamadık. İnsanlar bize güvenmiyor. Çünkü CHP’li bir sözcüye bakan vatandaş; “Bu HDP”li diyor. Bir başka sözcüye bakıyor, “Bu MHP’li” diyor. Yine bir başkasına bakıyor; “Bu İşçi Partili” diyor. CHP’ye bakan herkes başka bir şey görüyor. Bu da algı karışıklığı yaratıyor. Ortada başarısızlık var.

- CHP’de dışarıdan gelenler olmayacak mı yani?

Tabii ki olmalı. Ama katkı vermek için gelmeli. CHP’yi kendine benzetmek için değil. Bugün CHP’ye gelen herkes, gelir gelmez altı oku eleştirmeye başlıyor. Diyoruz ki; bu herkesin CHP’si olsun. Ama bu herkesin CHP’si değil, her şeyin CHP’si. Ortaya karışık bir CHP bu. Böyle bir CHP olmaz, güven vermez.

Lütufla değil başarımla vekil oldum

- Parti içi demokrasiden yana bir sorun var mı?

Ben başka bir partide olsaydım, bu muhalif tavrım nedeniyle çoktan atmışlardı beni partiden. En iyisi yine biziz. Ama bu bana Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir lütfu değil. Öyle bakanlar var; “Sen muhalefet ettin, geçen kurultayda aday oldun. Ama Kemal Bey seni yeniden aday yaptı” diyenler var. Yapmasa mıydı? Ne yapmam lazım? Önünde diz mi çökeceğim? Ben başarılı bir milletvekili değil miyim? AKP ile mücadele etmiyor muyum? Hak etmiyor muyum milletvekili olmayı? Yolsuzluklara mı bulaştım? Yeteneksiz miyim? Hırsız mıyım? Bu kimsenin lütfu değildir bana. Zaten CHP budur ve böyle olmalıdır. Yarın ben genel başkan olduğumda, bana da muhalif insanlar olduğunda onlar da bu partide yaşamalıdır, var olmalıdır. Bizim farkımız da budur.


‘Deniz Bey, kendisinden başkasını desteklemez’

- Deniz Baykal’ın sizi desteklediği doğru mu?

Aksine Deniz Bey beni desteklemiyor, bunu çok net bir şekilde söyleyebilirim. Daha doğrusu; Deniz Bey kendisinden başkasını kolay kolay desteklemez. Beni siyasete kazandırıp, milletvekili yapmış birisidir. Medya; “Muharrem İnce Baykal’ın adamı” diye yazdı, ama doğru değildi. Hatta ikili sohbetimizde bana oy vermediğini kendisi söyledi.

- Bu kurultayda sadece siz ve Kemal Kılıçdaroğlu yarışmayacak. Umut Oran ve Mustafa Balbay’dan sonra kulislerde adı geçen başka isimler de var. Yani bu defa çoklu bir kurultay mı göreceğiz?

Tecrübelerime dayanarak, yıllarca bu partide hizmet etmiş biri olarak size şunu söyleyeyim; çok adaylı bir kurultay olmaz. Çünkü imza toplayacaksınız. Delegelerin 1200’ü de imza vermez. O nedenle ben aday olan bütün arkadaşlarıma başarılar diliyorum ama CHP’de çok adaylı bir kurultay olmaz, mümkün değil.

‘Başörtüsüyle bir dertleri yok, dertleri yeşil dolar!’

- G-20 Zirvesi’ne SÖZCÜ çağrılmadı. Bunu soran yabancı basın mensubuna Başbakan’ın yanıtı “Basın özgürlüğü kırmızı çizgimizdir” oldu. Siz ne anladınız?
Muhalif olan herkesin başına gelecek bunlar. “Başörtülü bacım” diye sesleniyorlardı, “Karşı çıkarsanız, size de kelepçe takarım” dediler. Bunların başörtüsüyle filan da derdi yok, bunların derdi yeşil dolarlarla. Hürriyet’e ne yaptıklarını biliyoruz. SÖZCÜ’ye de aynısı yapılırsa şaşırmayın. Yarın Alevi derneklerine de yaparlarsa kimse şaşırmasın. Alevi derneklerinden terör örgütü üretmeye çalışırlarsa, yine kimse şaşırmasın, bunu da bilerek söylüyorum. Bu kişinin başkan olduğu bir ortamda bunların hepsi olacaktır. O nedenle gelin bu iktidarı değiştirelim diyoruz. Bu iktidarı bu muhalefet değiştiremiyor. O zaman biz de önce muhalefeti değiştirelim, yeni muhalefet bu iktidarı değiştirsin. Çözüm budur.

- 4 sene sonra mı?

Yeni bir muhalefet Türkiye’yi 1-1.5 senede öyle ilginç bir noktaya getirip, öyle bir sallar ki, erken seçime öyle bir zorlar ki herkes şaşırır. Ben de bunun için uğraşıyorum.

‘AKP içinde IŞİD’le gönül bağı kuran yöneticiler var’

Türkiye dışarıdan ve içeriden gelen terörle yıllarca mücadele etti. Ama ilk kez AKP döneminde terörü dışarıdan içeriye davet etti. IŞİD’in Türkiye’de kol geziyor olmasının arkasında, onlarla aralarında bir bağ kurmaları var. Nasıl bir HDP’li PKK’yı kınayamıyor, arasında bir gönül bağı kuruyorsa, AKP’nin içinde de IŞİD’le gönül bağı kuran yöneticiler var. Suriye politikası başımıza büyük işler açacak dediğimizde, “Siz Esadcı mısınız” diyorlardı. Şimdi Esad’ın arkasına geçmeye razı oldular. Emevi camisinde cuma namazı kılacaklardı, büyük ihtimalle Esad’ın arkasından cenaze namazı kılacaklar. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.