Prof. Eyice: Osmanlı Devleti'ne imparatorluk demem! Semavi Eyice kimdir?

Sanat tarihçisi Prof. Dr. Semavi Eyice, Ayasofya'nın Avrupalıların rüyası olduğunu belirterek, "Paris'te bir kartpostal elime geçti, renkli bir resimdi. Resimde Ayasofya'nın kubbesindeki alem kaldırılmış, minarelerin yerine haç koyulmuştu. Fakat bu sadece bir rüyadır" dedi.

Kısa pantolonlu bir çocukken...

"Yazarlar Okullarda" projesi kapsamında Kabataş Erkek Lisesi öğrencileriyle buluşan Eyice, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün düzenlediği "Bizans'tan Günümüze İstanbul" başlıklı seminerde yaptığı konuşmada, şehri merak edip "kısa pantolonlu bir çocukken" İstanbul'u sokak sokak gezmeye başladığını dile getirerek, "Bu merakımı bir ilim haline getirmeye niyet ettim. O zaman Türkiye'de tarihi konularda çalışan kimse yoktu ve Avrupa'ya gitmeye karar verdim" ifadelerini kullandı.

Eyice, 1944 yılında 2. Dünya Savaşı'nın en sıkıntılı günlerinde iki bavul eşyası ile Sirkeci'den trene binip Berlin'e gittiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

İkinci Dünya Savaşında Berlin'deydim...

"Berlin'de trenden indim ve ilk iş olarak Almanca öğrenmenin çarelerini aramaya başladım. Kentte her gece hava hücumu oluyordu, bu nedenle rahatça uyuyamıyorduk. Çantamız yatağımızın yanında daima hazır durur, sirenler çalınca en yakın sığınaklara giderdik. Geceleri iki üç defa sığınağa gittiğimiz olurdu. İnsan genç olunca böyle şeylere alışıyor, trajik görmüyor. Savaş döneminde Almanya'da hayat devam ediyordu. Okul bir aylık tatile girdiğinde İstanbul'a gelmeye karar verdim ancak 1944 yılının ağustos ayında Türkiye ve Almanya'nın siyasi ilişkilerini kesmesiyle yola çıkamadım ve aileleriyle irtibat kuramayan yaklaşık 100 öğrenciyle Almanya'da mahsur kaldık."

Bir Alman dostunun dilekçe vermesi yönündeki tavsiyesi üzerine Berlin Eğitim Bakanlığı'na gittiğini aktaran Eyice, şunları anlattı:

Almanya 5 yıl içinde nasıl ayağa kalktı?

"Bir gittim ki bakanlığın binası yanmış, dört duvardan ibaret. Alman ahbabıma, 'ben bu yanmış yıkılmış yerde dilekçeyi nereye vereyim' diye sordum. 'Sen zarfa koy, pul yapıştır, posta kutusuna at o yerini bulur' dedi. Memleket ateş içinde, binlerce insan yollara düşmüş başka ülkelere gidiyor, cephede savaş var, bombalar düşüyor, bana göre Almanya'nın sonu. Dilekçemi kim okur, kim cevap verir değil mi? Onbeş gün sonra ev adresime bakanlıktan yazı geldi. Almanya, o yıkıcı savaştan sonra beş sene içinde kalkındıysa eğer, işte bu intizam içinde ayağa kalktı."

Almanya'dan İstanbul'a döndüğü 1945 yılında Reşat Ekrem Koçu ile tanıştığını söyleyen Eyice, ilk ilmi yazısını onun isteğiyle yazdığını dile getirdi.

Osmanlı Devletine imparatorluk demem

Prof. Dr. Eyice, dünya tarihine damgasını vurmuş olan iki büyük medeniyetten birinin Roma İmparatorluğu olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:

"İkincisi de Osmanlı Devleti'dir. Ben Osmanlı Devleti'ne imparatorluk demem çünkü o gittiği yerleri sömürge olarak görmemiştir. Bakarsınız adam Van'dan gelmiştir, bakarsınız Trabzon'da doğmuş, Selanik'te görev yapmıştır. Osmanlı'ya bu yüzden asla imparatorluk demem çünkü sömürge olarak hiçbir yeri işgal etmemiş bir devlettir."

Yabancılar Osmanlı Devletine hayrandı

Osmanlı Devleti döneminde yabancı yazarların en büyük İslam ülkesi olarak Osmanlı Devleti'ni gördüklerini ve hayran olduklarını hatırlatan Eyice, "Biz öyle bir devletten kaldık buraya, inşallah bunu elde tutmasını biliriz. Biz büyüklüğümüzün pek farkında değildik hatta dağılmasına da Avrupalılarla birlikte el birliğiyle yardımcı olduk gibi geliyor bana" diye konuştu.

Bizans İmparatorluğu uydurmadır

Eyice, tarihte, Bizans İmparatorluğu diye bir isim olmadığının altını çizerek, "Bizans İmparatorluğu uydurma bir isimdir, onlar kendilerini Roma İmparatorluğu'nun devamı olarak kabul etmiştir. Biz de onlara"diyar-ı Rum" deriz, Rum kelimesi de Roma anlamına gelir" bilgisini verdi.

Ayasofya Avrupalıların rüyası

İstanbul'un fethi hakkında değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Eyice, Ayasofya'nın fethin alameti ve sembolü olduğuna dikkati çekerek, "Ayasofya, Avrupalıların rüyası. Hatta Paris'te bir kartpostal basılmış, elime geçti, renkli bir resim. Ayasofya'nın kubbesindeki alem kaldırılmış, minarelerin yerine haç koyulmuştu. Fakat bu sadece bir rüyadır" ifadelerini kullandı.

Eyice'ye yaşgünü sürprizi

Kabataş Erkek Lisesi'nin "Edebiyat", "Tarih" ve "İstanbul" kulüpleri öğrencilerinin katkı sağladığı etkinlikte, 9 Aralık 1922 tarihinde doğan Semavi Eyice'ye 93. yaş günü sürprizi yapıldı. Öğrenciler, Eyice'nindoğum gününü "Kalamış" şarkısını seslendirerek kutladı.

Beşiktaş İlçe Milli Eğitim Müdürü Dr. Önder Arpacı ve Kabataş Erkek Lisesi Müdürü Fatih Güldal'ın da katıldığı etkinlik, öğrencilerin Semavi Eyice ile hatıra fotoğrafı çektirmesiyle sona erdi. 

SEMAVİ EYİCE KİMDİR!

Akademisyen

1923 yılında İstanbul’da doğdu. Annesi ve babası Amasra’lıydı. Dedesi çocuklarını okutmak için İstanbul’a yerleşmişti. İlk öğrenimini, Kadıköy’deki Fransız okullarında yaptı. Sonra Galatasaray Lisesi’ne geçerek, oradan mezun oldu. Bizans ve Osmanlı sanatı tahsili yapmaya karar verdi. İkinci Dünya Savaşı'nın en şiddetli günlerinde Almanya’ya gitti. 1944-45 yıllarında Viyana ve Berlin üniversitelerinde iki dönem eğitim gördü. Berlin Üniversitesi'nin üçte biri bombalanmıştı. Sanat tarihi dersi, o şartlarda yapılıyordu. 1945 yılının ortalarında yurda döndü. İstanbul Üniversitesi'nde öğrenimine devam etti. 1948 yılında Sanat Tarihi Bölümü'nden 'İstanbul Minareleri' teziyle mezun oldu. 1954 yılında Kâmran Yalgın Hanım'la evlendi.

1963 yılında Edebiyat Fakültesi’nde ayrı bir Bizans Sanatı Tarihi Bölümü kuruldu. 'Zaviyeler' teziyle 1964’te profesörlüğe yükseldi. Yurt içinde ve dışında konferanslar verip, kongre ve toplantılarda bildiriler sundu. İlk yazısının yayınlandığı 1946 yılından günümüze gelinceye kadar, Türkçe ve yabancı dillerde olmak üzere 15 kitap, 500'den fazla bilimsel makale ve araştırması basıldı.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.